Panik bozukluğu

PANİK BOZUKLUĞU: Panik bozukluğu aniden ortaya çıkan yineleyici, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasında tekrar yaşanacağına dair endişeli bir bekleyiş ve buna bağlı davranış değişiklikleriyle karakterize bir bozukluktur.

PANİK ATAK YAŞAYAN KİŞİDE,

  • Çarpıntı
  • Terleme
  • Titreme, sarsılma duygusu
  • Nefes darlığı ya da boğuluyormuş hissi
  • Bulantı, karın krampları
  • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma
  • Baş dönmesi, sersemlik, bayılacağı/ kontrolü yitireceği hissine kapılma
  • Derealizasyon (gerçek dışılık) ya da depersonalizasyon ( beliğinden ayrılmış olma)
  • Uyuşma, karıncalanma
  • Üşüme, ürperme, ateş basmaları
  • Kontrolü yitireceği, dehşete kapılma, ölüm düşünceleri

İLK ATAK NASIL BAŞLAR?

Aslında hiçbir neden yokken başlayabilir. Belki havasız bir yerde bir süre kalınca ya da çok fazla çay, kahve, enerji içeceği gibi sıvıları tükettikten çarpıntı olunca herkesin yaşayabileceği bunaltı ve sıkıntıyı yanlış yorumlayıp aniden kalp krizi geçireceğinden, felç olacağından korkar ve yoğun bir ölüm korkusu yaşar. Bazıların da bu; tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini ve ya çevresini değişik algılama şeklinde olabilir. Kişi dehşetengiz duyguların etkisiyle acil servise başvurmak ve muayene olmak ister ancak hiçbir tetkik sonucu anormal değildir!

ATAK SONRASI DURUM, BEKLENTİ ANKSİYETESİ ve DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ

Zamanla ataklar tekrar ettikçe kişi aynı derecede dehşet ve korku dolu anları tekrar yaşar. Acil servisleri ziyaret etmek sıradan bir iş halini alır. Ataklar arasındaki dönemde ise gergin, huzursuz birisi olmaya başlar ve bir sonraki atak ile ilgili beklenti kaygısı yaşar, atağın beklenmedik şekilde gelmesi kişiyi daha da korkutmaya başlar.

İlerleyen zamanlarda hasta artık keyifsiz, moralsiz çökkün bir ruh haline bürünür. Bu da kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecek davranış değişikliklerine yol açar. Ataklara neden olabilecek etkinliklerden kaçınır. Asansör, toplu taşıma, sinema gibi kapalı alanlardan uzak durur, tünellere girmez, AVM, pazar yeri gibi kalabalık arasına girmez. Mecbur kaldığı durumlarda aşırı derecede kaygı ve gerginlik hisseder ve sonrasında ilaç, alkol ya da madde kullanımına başlayabilir.

Panik bozukluğu olan hastalar yaşadığı panikler dolayısıyla sık sık doktor kapısını çalarlar, sanki bedensel bir hastalığı varmışçasına defalarca tepeden tırnağa muayeneden geçerler ve genellikle sonuç hiçbir hastalık bulgusu gözlenmediği yönündedir. Her ne kadar doğru bir tespit olsa da kendiliğinden geçecek bir durum değildir çünkü bu bir ruhsal sorundur. Hele bir de çevresindekiler “boş ver, çok kafana takıyorsun” gibi telkinlerde bulununca hastamızın sıkıntısı katlanarak artar. Anlaşılmadığını düşünüp içine kapanabilir.

“PANİK BOZUKLUK” ruhsal bir rahatsızlık olduğuna göre başvurmanız gereken ilk kişi de “PSİKİYATRİ DOKTORU” olmalıdır.

PANİK BOZUKLUKTA TEDAVİ

İlaç tedavisi ile panik bozukluk önemli ölçüde tedavi edilmektedir. İlaç tedavisini yeterli dozda ve sürede kullanmanın tekrarlama riskini belirgin azalttığı araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.

Psikoterapi uygulamaları ise tedavi edici etkisinin yanında uzun süreli iyilik hali ve tekrarlama riskini azaltması açısından tedavinin vazgeçilmez unsurudur. Hangi tedavi yönteminin gerektiği ve hangisinin öncelikli olduğuna, teşhisi koyan psikiyatri uzmanı yahut klinik psikolog karar verir.

Panik bozukluğunun tedavisinde meditasyon, yoga, NLP, yaşam koçlarının yeri yoktur. Maalesef birçok danışan kişi bu tür uğraşlarla vakit ve sıhhat kaybına uğramaktadır. Panik bozukluk bir ruhsal rahatsızlıktır ve teşhis/tedavisini sürecinin psikiyatrist ya da klinik psikolog ele alınması gerekir.

2 kişi bu sayfayı beğendi